6   +   3   =  

Televizyon (hatta çoğumuz için bilgisayar) ekranında yalnızca 12 bölüm görünmüş olsa da, Phoebe Waller-Bridge’in yarattığı, yazdığı ve başrolünde yer aldığı Fleabag’in şimdiden kült mertebesine eriştiği söylenebilir. Son bölümü yalnızca BBC üzerinden 2,5 milyon kez izlenen bir yapımdan bahsediyoruz. Bu durumun sinemaya ilişkin üretim pratikleri, ekran kültürü ve anlatı çalışmalarında doğuracağı sonuçlar ayrı bir yazının konusu, ancak dizinin yarattığı etkinin gündelik hayatta ilginç yansımaları bulunuyor. Bunlardan belki de en dikkat çekeni de dizinin moda sektörü ve Katolik kilisesinde bulduğu karşılık.

Dizinin ikinci sezonunun açılış sahnesinde karakterimizi bir restoran tuvaletinde kanayan burnunu silmeye çalışırken gördük. Üzerinde de internet sağ olsun kısa süre içinde Londra merkezli “Love” adlı bir markaya ait olduğunu öğrendiğimiz siyah bir tulum vardı. Bu bölüm 4 Mart 2019’da yayımlandı, Love o günden bu yana tulumdan 2.200 adet sattı. 2018 boyunca bu sayı 800’dü.

Gerçek şu ki, 2013’te Edinburgh’da tek kişilik bir oyun olarak başlayan ve televizyona uyarlanmasıyla küresel bir fenomene dönüşen yapımın yaratıcısı Phoebe Waller-Bridge, aslında dizi için ikinci sezon düşünmüyordu. BBC onu bir şekilde ikna etti, o da çözümü Tanrı’da buldu.

Hiç ilgisi olmayacağını beklediğimiz bir karakterin dinle ilişkisi üzerinden inanç/inançsızlık gibi temaları sorgulamak konusunda Dexter’ın 6. sezonuyla akraba sayılabilecek ikinci sezonu, Fleabag seyircisini Andrew Scott’ın canlandırdığı rahip karakteriyle tanıştırdı. Phoebe Waller-Bridge bu tercihi şöyle açıklıyor: “Fleabag’i en çok şaşırtacak ve büyüleyecek şeyin o olacağını düşündüm. İnançları ve hayatlarını nasıl yaşamak istedikleri konusunda birbirlerinin tam zıttı olsalar da aralarında bir bağ var. Fleabag tek gecelik ilişkilerle dolu bir hayat seçmiş, rahip ise cinsel ilişkilerden tamamen uzak duruyor. Her ikisinin tercihi de, kişisel yaşantıları ve hayatta kalmak için ne gerektiğine duydukları inançla ilgili.” Katolik gazete The Tablet’in eski editörlerinden Catherine Pepinster’e göre de dizi modern dinin taze bir temsilini sunuyor: “Hayli derinlikli, ayrıca rahiplerin normal insani içgüdülere sahip normal insanlar olduklarını gösteriyor.”

Andrew Scott’ın canlandırdığı rahibin temsili, internet kullanıcılarının porno tüketim pratiklerini de yönlendiriyor gibi görünüyor. İkinci sezonun ilk bölümünün İngiltere’de yayımlanmasının ardından Pornhub’ın site içi arama motorunda “dini” sözcüğünün yüzde 162, “rahibe”nin yüzde 145, “rahip” sözcüğünün ise yüzde 103 daha fazla kullanıldığı belirtiliyor. Dizinin kiliseye dönük tavrını rahatsız edici bulan bir azınlık olsa da Phoebe Waller-Bridge yaptığı işin saldırı niteliği taşımadığından emin: “Dine ve dindar insanlara da başka her şeye baktığımız çarpık lensin ardından bakmamak ikiyüzlülük olur.”


Kaynak: The New York Times