4   +   7   =  

Yakında 15. yaşını kutlamaya hazırlanan Pera Müzesi, güncel süreli sergilerin ve Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu’nda yer alan eserlerin sunulduğu koleksiyon sergilerinin yanı sıra farklı disiplinlerde dikkat çekici etkinlikler de gerçekleştiriyor. Film gösterimleri, birbirinden farklı disiplinler etrafında şekillenen sempozyumlar, paneller, sohbetler, konserler ve performanslarla ziyaretçilerine nitelikli vakit geçirmeyi vaat eden müze, yeni sezonda yepyeni bir etkinlik serisiyle müzikseverlerin karşısına çıkıyor. Yalnızca müzikseverler demek yanlış olur, zira bu etkinlik serisi, teknoloji, edebiyat, sinema, çevre, psikoloji, sosyoloji, bilgisayar oyunları, politika, kentsel dönüşüm, doğa ve felsefe gibi elektronik müziğin beslendiği ve etkileşime geçtiği farklı mesele ve alanları odağına alıyor.

Farklı mekânlarda kültür sanat ve müzik etkinlikleri gerçekleştiren sınırsız ve aidiyetsiz bir müzik kolektifi olan ÆVOM işbirliğiyle hayata geçirilen “Elektronik Köprüler”, Eylül’den Nisan’a uzanan bir programla başlı başına bir sertifika programı gibi. Nisan ayında gerçekleştirilecek son etkinliğin ardından katılımcılara birer diploma verilse yeridir. Her ayın bir Cuma günü önce bir konuşma, ardından konuşmanın odağında bir canlı performansla nihayete erecek etkinlik serisi üstelik ücretsiz ve rezervasyon da gerektirmiyor.

Elektronik müziğin ortaya çıkışı tarihte büyük bir kırılma noktası. Sesi kaydetme teknolojisinin geliştiği 1870’lerden başlayarak, 20. yüzyılda birtakım maceraperest ses mühendisleri besteciler bu teknolojiyi eser üretmek için kullanmayı seçerek, o güne dek hiç girilmemiş bilinmez bir alan açtılar. Bu yepyeni ses dünyasında yeni kanonlar ve kurallar yol kat ettikçe belirlendi.

“Elektronik Köprüler”, ses kaydetme sürecinden ses yaratma sürecine geçişte sesin ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlamaya yönelik tarihsel bir bakış sunmayı hedefliyor. 1930’larda geliştirilen tekniklerin günümüz dünyasında halen ne tür etkileri ve kullanım alanları olduğuna değinerek elektronik müziğin özünü ve tarihçesini anlamaya yönelik örnekler sunmaya hazırlanıyor.

27 Eylül’de gerçekleşecek ilk etkinlikte Doç Dr. İlke Boran elektronik müziğin doğuşuna odaklanacak, konuşmanın ardından araştırma görevlisi ve müzisyen Fulya Uçanok konuyu elektro-akustik canlı performansıyla ele alacak. Seri boyunca Selçuk Artut ve Alp Tuğan “Bir İfade Biçimi Olarak Canlı Kodlama”, Başar Ünder ve Ümit Üret “Elektronik Müzik, Gürültü ve Anlatı”, Burcu Yaşin “Seni Duyabiliyordum, Şimdi İse Duyulamıyorsun: İstanbul’da Bir Kentsel Yenileme Projesi Üzerine”, Sühan Gürer “Elektronik Müziğin İslami Yüzü: Muslimgauze”, Emre Karacaoğlu “Ambient Elektronik Müzik: Doğanın Yeniden Keşfi”, Ümit Üret ise “Gürültü Nosyonu ve Dominick Fernow’un Sanatsal Üretimi” başlıklı konuşmalarıyla müzenin oditoryumunda olacak. Konuşmaların ardından setin arkasına geçecek isimler ise konuşmacıların yanı sıra Utkanj, İz (Elifnaz Koçak), ve Deniz Erden.

Pera Müzesi’nin cuma günleri “Uzun Cuma” başlığı altında 22.00’ye kadar açık ve ücretsiz olduğunu da not düşersek, hafta sonuna girerken ne yapacağını bulamayanların iş çıkışı programlarının hazır olduğunu söyleyebiliriz. Bu esnada Pera Café’de de %20 indirimden faydalanabilir, konuşmalar sonrası gerçekleşecek canlı performanslarda size eşlik edecek leziz kokteylleri deneyebilirsiniz.